Merhaba,
Herkese güzel bir hafta dileyerek haftasonu raporumu sunuyorum
Cumartesi akşamı arkadaşlarımızla aldığımız ani bir karar sonucu beş saatlik yolu göze alıp akşam yemeği için Marakeş’e gittik. Burada bulunduğum süre zarfındaki ilk Marakeş ziyaretimdi, fotoğraf makinemin yanımda olmasını isterdim ama fotoğraflar olmadan gözlemlediklerime dair kısa bir özet geçmek istiyorum. Akşam saatlerinde yola çıktık, otobanı değil yerleşim yerlerinin arasından geçen yolu tercih ettik, bu sayede gözlerimin ruhumun bayram ettiğini söylemeden geçemeyeceğim. Yaşam koşulları, medeni düzey olarak bizden çok geride kalmış olan bu ülkenin öyle güzel bir coğrafyası var ki, dilerim birgün herbirinizin görme fırsatı olur.
Uçsuz bucaksız yeşillikler arasında otlayan kuzular, inekler, batmak üzere olan güneşin gök yüzündeki pembe-lila tonlarındaki dansı, sonrasında tek bir şehir ışığının yer almadığı karanlıkta elimi uzatsam dokunacakmışım gibi duran sayısız yıldız ve ben mest.
Marakeşe vardıktan sonra, ‘Marakeş’i görmeden Fas’ı görmüş sayılmazsın” ya da “Marakeş’i görmeden ölmemeli” tarzında ifadelere hak veriyorsun, bunu gece üç saat içerisinde gördüğüm kısmıyla söylüyorum ve bunu yaşadığım yer El Jadida ve hem gündüz hem gece gördüğüm Kazablanka ile karşılaştırma yaparak söylüyorum. Yolu Marakeş’e düşeceklere hemen bir tavsiyede bulunayım ‘ Grand Café de la Poste ‘. Bir sonraki ziyaretimde fotoğraflamak kısmet olur umarım, merdiven basamakları dahil her yer mumlarla aydınlatılmış, harika dekore edilmiş tarihi binada yer alan bu mekandan çok keyif aldım ben.
Ve sıra geldi dünkü El Jadida turumuza, bir-iki saatlik bir yürüyüş esnasında kompakt makinem ile çektiğim fotoğraflar aşağıda, Portekiz Kalesi’ne kısa bir tur yaptık, kısa diyorum çünkü maç izlemek üzere eve dönmemiz gerekiyordu
İlerleyen günlerde daha fazla Fas fotoğrafı paylaşmak dileğiyle… tekrar tekrar güzel bir hafta olsun dostlar, baharın keyfini sürün







