Evde Sarı / Yellow at Home

Son bir kaç gündür çektiğim fotolardaki sarılılardan bir kaçı bu yazıda, sarının önlenemez yükselişi devam ediyor mu dersiniz?

Genelde herkesin favori bir rengi olur ve bunu yıllarca değiştirmez, bende hiç öyle olmadı açıkçası, dönem dönem hep başka şeylere takılırım, ilk gençlikte saplantım saks mavisiydi, takıdan tokaya, odamın dekoruna varıncaya kadar, sonra mor girdi hayatıma, sonra pastel renkler ve beyaz, işte böyle renkler de değişti bende değiştim aktı gitti hayat, son zamanlarda özellikle dekorasyonda gri ve sarıya yer açtım.

 

 

Halihazırda diğer parçalarının anne-baba evinde durduğu genç odası takımımın mavi renkli şifonyerinin sarıya boyatılıp hobi odamda yer alması sarı renk ile ilgili en büyük eylemimdi sanırım. Yo yoo aslında belki de en büyük eylem ilkokulda sanırım öğretmenler günüydü ya da başka bir bayramdı yalan olmasın, annemin diktiği sarı balon eteğim ve sarı spor ayakkabılarımdı, o zaman rüküş olarak anılmıştım, etek altı spor ayakkabı, sevgili ilkokul arkadaşlarım bakın bu senenin modasına etek altına spor ayakkabı giymek trend! ah Ahu ah anlamamışlar seni :)

 

 

Bu arada fotoğrafta açık seçik görüleceği gibi bu çekmece kıymetlilerim çarpı işi kumaşlarıma ait

 

 

Kendime sarı laleler aldım geçen gün. Lalelin çiçekçilerdeki son demleri halbuki, hatta çiçekçi abla da şaşırmış mezatta lale bulunca almış, gördüm önce teğet geçtim yürüdüm biraz sonra dayanamayıp geri döndüm, bi de epeyce uygundu fiyatı, küçük şeylerle mutlu olmak mümkün, anlıkta olsa mutluluk – o anı hissetmek önemli, bi demet lale bunu hatırlattı bir sefer daha

 

Bugün kandil, bolca dua günü, ben herkesin başta sağlığı sonra mutluluğu, huzuru, afiyeti, ağız tadı için dua ediyorum, kimsenin üzüntüsü beni mutlu etmez, isterimki herkes iyi olsun herkes mutlu

Tüm duaların kabul bulacağı hayırlı kandiller diliyorum

Sevgilerimle

 

 

 

 

 

 

 

İzlemelik

Bu kadar yıldır blog yazıyorum, ama farkettimki tam bir film ve dizi tutkunu olmama rağmen burada hiç paylaşmıyorum, işte bugün bunu değiştirmeye geldim, hatta şimdi bir kahve yapıp geleceğim ve yazıya öyle devam edeceğim, hadi mümkünse siz de alın çayınızı kahvenizi şöyle karşılıklı sohbet edermişiz gibi, başlıyorum anlatmaya

 

Evet kahvemi yapıp geldim, iki filmden bahsedeceğim bu yazıda, ikisini de bu hafta izleme şansım oldu, filmler hakkındaki izlenimlerim tazeyken yazıp aktarmak istedim, şöyle sürükleyici etkileyici bir film arıyorum acaba ne izlesem diyenlerinize fikir olur belki

Filmlerin adı “The Good Lie” ve “Wild”

Ortak özellikleri arasında ikisinin de 2014 yapımı olduğunu, IMDB puanlarının 7’nin üzerinde olduğunu, her ikisinde de oscar ödüllü Reese Witherspoon’un oynadığını ve yaşanmış olaylardan esinlenerek yazılmış senaryoları olduğunu sayabilirim.

 

the good lie

The Good Lie” ile başlayayım, kısaca Sudan iç savaşı sırasında köyleri yakılan yıkılan, ailesi öldürülen ve hayatta kalmak için Kenya’daki mülteci kampına günlerce yürüyerek yaşam savaşı veren çocukların hikayesi odak noktası, ve sonrasında yaşadıkları hayat… İzlerken etkilenmemek mümkün değil, insanlık ve değerler üzerine düşünüyorsunuz, hatta izledikten sonra sorgulayabilirsiniz kendinizi, şükredecek o kadar çok şey var ki şükürler olsun bugünüme diyeceksiniz inanıyorum buna. Oyuncuların çoğu ya mülteci ya da mülteci ailelerin çocuğu, yani fazlasıyla gerçek herşey. IMDB puanı 7.4

 

wild

Wild” ise başka bir mücadelenin hikayesi, bir kadının yaşadıkları ile ilgili, bir kadının pişmanlık, iyileşme ve kendini affetme hikayesi, yolunu bulmaya çalışmasının ve ilerleyişinin hikayesi. Kendinize hiç sorduğunuz oluyor mu? Hayatın neresindeyim, kendim için ne yapıyorum, mutlu muyum, mutlu değilseniz bunu değiştirmek için ne yapıyorsunuz, ya da mutluysanız bunu sürdürmek için. Cevap hiçbiri bile olsa etkileyici bir gerçek hayat hikayesinin başarılı bir kurgu ve etkileyici oyunculuk ile birleşimini izlemenizi tavsiye ediyorum. IMDB puanı 7.2

Son olarak Wild filminin soundtrack albümünden bir şarkı paylşamak istiyorum, First Aid Kit’ten “Walk Unafraid”

Hatta sözlerini de buraya iliştiriyorum belki hem dinler hem söylersiniz :) ama öncesinde bir kaç mısranın çevirisini yazmak istedim

” Tökezlerim, düşerim, kendimi yerden kaldırırım ve korkusuzca yürürüm…”

 

WALK UNAFRAID

As the sun comes up, as the moon goes down
These heavy notions creep around
It makes me think, long ago
I was brought into this life, a little lamb
A little lamb
Courageous, stumbling
Fearless was my middle name
But somewhere there I lost my way
Everyone walks the same
Expecting me to step
The narrow path they’ve laid
They claim to

Walk unafraid
I’ll be clumsy instead
Hold me love me or leave me high

Say “keep within the boundaries if you want to play”
Say “contradiction only makes it harder”
How can I be
What I want to be
When all I want to do is strip away
These stilled constraints
And crush this charade
Shred this sad masquerade
I don’t need no persuading
I’ll trip, fall, pick myself up and

Walk unafraid
I’ll be clumsy instead
Hold me love me or leave me high

Video Credit : Youtube

Photo Credits : IMDB

Çok Renkli Tığ İşi Kırlent / Multi-Color Crochet Cushion

Kendisi yuvasına ulaştı, dilerim çok sevilerek kullanılsın, ben de buraya yazısını düşeyim arşivde kalsın

 

 

 

 

 

Anchor Fantastik Merserize iple ördüğüm kırlentin ana rengini gri olarak seçmiştim bu nedenle arka yüzünde de bu ana rengi kullandım, arka yüzün son sırasındaki bir kenarda ilik açarak ilerledim ve ön yüzün iç kenarına bu iliklere denk gelecek şekilde düğme diktim. Tamamlanmış hali yaklaşık 35 x 35cm oldu. Bu ip için 3 veya 3.50 mm tığ uygun oluyor, tabi motif ve ören kişiye göre duruş değişebiliyor, sanırım bu tarz bir çalışmaya girmeden farklı numaradaki tığlar ile örnek motif çalışıp karar vermek daha iyi olur, ben çoğunlukla öyle yapıyorum.

 

 

 

Hepinize sağlıklı mutlu haftasonları dilerim