Misket

 

 

 

 

Misket oynayan bir kız çoçuğuydum :) itiraf ediyorum biraz da fazlaca yaramazdım, saatlerce oyuna doymayan mümkünse kapıda yatacak olanlardan…

ama benim çocukluğum çok güzeldi, bunun için hep şükrederim… 80’lerde çocuk olmak çok güzeldi de 80’lerde Kuzguncuk’ta çocuk olmak bambaşka güzeldi…

o yıllardan bu yıllara sakladıklarım bir kutu içinde duruyordu, geçenlerde de annemden bu eski üzerindeki renkli cilası atmaya başlamış şişeyi almıştım, içinde küvete atılan jelimsi toplardan vardı, kuzenim Almanya’dan getirmişti, sanırım yine 80’li yıllar, öylece duruyordu bir köşede, neyse içindekileri attım malum son kullanma tarihi diye bir şey var :) sonra şişeyi yıkadım, önce vazo niyetine kullandım, bir kaç gündür ise kullanım şekli bu, eskiler bir arada… biraz gözümün önünde dursun çocukluğum.

 

 

 

My childhood marbles… in an old bottle… i may not play marbles anymore, but still love them… ohhh 80’s :)

 

 

 

Happy Succu Weekend

Çok şükür havalar mevsim normallerine dönüyor, biraz esinti, arada bulutlu. Takvimler de Eylül ayına yaklaşıyor, ufaktan evde daha çok vakit geçirmeler başlayacak, mutfaklarda daha çok kek börek pişecek 😀

Bir kaç gündür evi temizleme derleme toplama ile uğraşıyorum, bu esnada yakın zamanda aldığım succulentlerden kısaca ‘succu’ birini salona aldım, eskiciden aldığım bir porselen çorba kasesine yerleştirdim, umarım yerini sever. Uzun süredir evde succu yoktu, biz ülke değiştirdikçe çiçekler hoop annem transfer, yakında onlarıda alacağım balkona, işte dedim ya havalar ufaktan evle uğraşma havası oldu diye

Ağustos’a güzel veda edeceğimiz bir haftasonu olsun,  ayrıca 30 Ağustos Zafer Bayramımız hepimize kutlu mutlu olsun ve şimdiden hoşgeldin Eylül :)

 

 

 

Last weekend of August, cool fall weather is on the way, which means we’re going to spend more time at home, sunny summer days are almost over.

I’m busy with tidying up and cleaning, started to spend more time at home, recently bought some succulents – i prefer to say ‘succu’- and bring one of them to living room, hope my succu likes its place and vintage soup bowl pot 😀

 

Have a prefect last weekend of August, see you in September 😉

 

 

Primeveres

 

 

 

 

 

 

 

Merhaba…

Yaz başında tamamladığım bir çalışma Primeveres. Creation Point de Croix dergisinin Mayıs / Haziran 2012 sayısından. Bugün içimden geldi çerçeveledim. Bir kutu dolusu işlemem var son halini almayı bekleyen, hepsinin bir zamanı var, içimden geldikçe ya da aklıma bir fikir geldikçe şekillendiriyorum.

Çerçeveye bir kaç yıl önce eskiciden almıştım, aynı çerçeveden iki tane almıştım hatta, altın rengi solmuş yıpranmış çerçeveleri yine altın renkli sprey boya ile boyamıştım. Bu desenin çerçeve ile uyumlu olduğunu düşündüm.

 

 

 

 

 

 

 

Hello…

With this very post I decided to write in English too :) Actually I’ve been writing in Turkish & English in my first year of blogging, but then i chose the easy way ‘writing in my own language’. So why now also in English? Because number of my followers are growing, not only from Turkey also internationally, so i feel, it may be good to spend more time while preparing my posts and adding some explications in English to be more understandable :) i mean internationally 😀

And i must say, i’ll make mistakes, i’m not an excellent speaker or writer, but i’ll try to do my best, so please accept my apologies from the beginning 😉

Well lets talk about this project, i’ve finished this pattern in early summer, it was waiting in my finished projects box, today i decided to frame it with a vintage frame which i bought couple years ago and spray painted in gold. Guess they look good together, what do you think?

This pattern is from Creation Point de Croix magazine, issue May / June 2012 and it’s called ‘ Primeveres ‘

 

 

 

 

 

 

 

Kumaş / Fabric : DMC 28ct beyaz keten / white linen

İpler / Threads : DMC muline

Şema / Pattern : Creation Point de Croix Magazine No:20 (lütfen tıklayın / please click)